Dogrulari ve gercekleri bizimle paylastiginız icin tesekkur ederim
Yazinizı okudum katilmamak elden degil
ne yazikki vurdum duymazlik, bana nelik, sorumsuzluk hayatimizda
hep oldu olacaktir duyarsiz ve orgutsuz bir toplum'un gelecegi hep karanlik olmaktan baska bisey degildir.Orgutlu ve duyarli olmamiz icin basta kulturumuze gelenkelerimize ve degerlerimize sahip cikmamiz gerek ama malesef seninde dedigin gibi sinifta kaldigimiz icin bu sorunlari yasiyoruz .Ama keske ilk ve son sinifta kalisimiz olsa daha oncede defalarca sinifta kaldigimizi goruyoruz.
Yinede umutsuz olmayacagiz guclu bir dayanisma birlikte orgutlenme kardesce yasamak umuduyla hepinizi selamlar basarilar dilerim.
“O köyün” bizim köyümüz olarak kalması için herkesin birşeyler yapması gerekir.Yatırımların ve iş olanakların olmadığı bir köyü, ayakta tutmamız olası değildir.
Köyümüzü kurtarmamız için bir takım yatırımların yapılması düşüncemi sizlerle paylaşmak istedim. Bu yatırımların nasıl yapılması gerektiğine de hep beraber çözümler bulmamız gerektiğine inanıyorum.
Buna göre:
1.Köyün eski okulunun yerinive bahçesini “aile parkı” yapmak. Yerler çimenlensin, çam ağaçları, çiçekler ve güllerle donatılsın, ortasına ufak bir havuz (suyu motorla devir daim edecek şekilde) konsun. Burası yap işlet devret modeli ile kiraya verilmeli, market, lokanta olarak işletilmelidir. Çalıştıran kişiler çay, kahve, çorba, ızgaralık yemekleri yapabilmelidirler. Bunlar mevsimlik te olabilir. Herkes (özellikle dışardan gelenler) buraya ailesi ve sevdikleriyle gider oturur, eğlenir ve gereksinimlerini giderirler. Bu yolla da iki yönlü kazanç sağlanmış olur...
2.Mevsimlik OFİS yapılmalı, buğday, nohut ya da o mevsimde yetişen ne varsa satın alınmalı değerlendirilmelidir. Çorum derneğimiz ve tüccarlar aracılığı ile de değerlendirilebilinir. Hem burada çalışan işçilere kazanç sağlanmış olur, hem de sigortaları ödenerek geleceklerine katkıda bulunulmuş olunur ve böylece göçün önüne de durulmuş olunur (en azından yavaşlatılmış olunur).... 3.Çoruma ve diğer şehirlere göç eden köylülerimizin köye dönüşünü çekici hale getirmek için, öncü rolü oynanmalı. Hayvancılık vb gelir kaynakları teşvik edilmeli gereken yardımların sağlanması için uzman bir kadro oluşturulmalı. Öğrencilere, gidip gelmeleri için araç tahsis edilmeli, şehirdeki kira masrafını bununla karşılaştırmalı ve ona göre çözüm yolları aranmalıdır...Göçün durudurulması için herkesin seferber olması, köylünün toprağına ve ana yurduna hor bakmasının önüne geçilmeli ve onların kazanlarını artırabilmeleri için çözümler bulunmalıdır...
4.Köyde bir “yaşlılar yurdu” yapılmalı ve böylece köylüye iş olanağı yaratılmalıdır. Devlet ve diğer kurumlardan yardım ve destek sağlanarak, o bölgede sağlık ve bakım amaçlı (KUR BÖLGESİ) oluşturmalı. Hayvancılık (arıcılık,tavukçuluk, vb), bahçıvancılık konularında insanlarımızın eğitilmesi ve o kurumlarda çalıştırılması sağlanmalıdır.
Bunlar için, köyümüzün yerleşimi ve arazisi son derece uygundur. Duvari Hune (Kanlı Duvar) ya da Çarık bölgesi son dereceuygundur. Tabii ki seçimler bilir kişi raporlarına dayandırılmalıdır.
Bu yolla, hem yaşlılarımıza sahip çıkmış oluruz, hem de geleceğimize yatırım amaçlı bir katkı sunmuş oluruz. Köyümüzün boşalmasını önlemiş, köylümüze de iş olanakları yaratmış oluruz.
Düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim, okuduğunuz ve değerli yorumlarınız için şimdiden teşekkürler...
Birlik ve mücadele kazandı! Gaziantep Çemen Tekstil işçilerinin 74 gün süren grevleri başarıyla tamamlandı. Bu elbette, öncelikle Çemen Tekstil işçilerinin ve sendikaları DİSK’e bağlı Tekstil-İş Sendikası’nın başarısıdır. Patronun sendikayla masaya oturmayı reddetmesiyle başlayan ve işçilerin işten atılmasıyla aynı zamanda işten atmaya karşı bir mücadeleye de dönüşen grev, patronun sendikayla masaya oturup işçilerin taleplerinin önemli bir bölümünü kabul etmesiyle bitti! Elbette bu grev boyunca Çemen Tekstil işçileri, Tekstil Sendikası’nın çeşitli kademeden yöneticileri, mücadeleyi izleyen her sektörden Antepli işçiler ve emek çevreleri, çok şey öğrenmişlerdir. Bu mücadelenin neler öğrettiğini önümüzdeki günlerde Evrensel ayrıca ele alacaktır. Kuşkusuz Çemen grevi, hem Gaziantep (Maraş, Adıyaman ve Urfa da dahil) tekstil işçilerinin mücadelesi ve sendikalaşmanın yeniden güç kazanması bakımından son derece önemli olmuş; hem de Türkiye’nin tüm sendikalaşma mücadelesi içindeki işçileri için çok önemli derslerle dolu bir grev olmuştur.
BİRLİK EN ACİL GÖREVDİR... Değerli site ziyaretçileri yaklaş üç haftadır ülkemizde gündem yıldırım hızıyla değişmekte ortalık toz duman kimin eli kimin cebinde belli değil kim yalan kim doğru söylüyor yandaş medyanın ters yüz etmesiyle perdeleniyor. Şimdi sizi buradan Tekel işçilerinin Onurlu mücadelesine getirerek yargı kıriziyle neler yapılmak istendiğini paylaşmak istiyorum. Değerli dostlar Türkiye Türkiye olalı böyle bir mücadele görmedi 68 kuşağı dediğimiz gençlik hareketi adeta bu günlerin temellerini o zamandan döşemişler emeklerinin boşa gitmiyeceğini o zaman görmüşler ve inanarak ser vermiş sır vermemişler 17 Yaşındaki erdal eren ince boynunu ipe verirken tekel direnişinin yolunu tam o zaman aydınlatmıştı .gençlik hareketinin öncülerini idamdan kurtarmak için kızılderede ölmek var Teslim Olmak yok demişlerdi. Darağacına çıkanlarda asla pişman olmadıklarını Üretici köylü ve işçi sınıfı davasına bağlılığın manifestosunu tam o zaman yazmışlardı. 68 kuşağının Öncülerinden Denizin idam Sehpasındaki son sözleri Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye Yaşasın Halkların Kardeşliği diyerek sehpayı tekmelemişti.